Anasayfa

Selamlar!

Saymayı bilmeyen bir sayısal işçi, fotoğraf hastası, bilim-kurgu sorunlusu, hayalperest bir 'durağan gezgin'...

Yada kısaca: Erman Aktan! Dahası?

Öylesine

Bile bile çıkmaz bir sokağa girip sonuna kadar gittiniz mi hiç?..

İçinizden söküp atamadığınız, yok edemediğiniz bir umuda sahip olmak ne kadar da kötüymüş. Daha doğrusu adanmak... bağlanmak ve karşılık beklemeden vermek.

Hayatım boyunca çevremden geçip giden insanlara görünmez olmak istememi daha da anlamlı kılıyor bütün bunlar. Ulaşılmaz olanın neden daha değerli olduğu. Hiç ulaşamadığınız için kayıp da edemeyeceğiniz, dolayısı ile eksilemeyeceğiniz gerçeği. Düşününce bir lüks aslında bu. Hiç kaybetmeden yaşanabilecek bir hayat. Aynı zamanda kazanmadan da. Risksiz, ruhsuz.

Ulaştığınızda kaybediyorsunuz çünkü. O yüzden hayatımda kimseye yaklaşmamıştım. Herkes olduğu yerde güzeldi. Olduğu gibi değerliydi. Bir kez daha kendimi kendime ispatlarcasına başaramayacağım bir şeye kalkıştım. Sonu belli olan, kaybedenin ben olduğu başka bir oyun. Kaybetmek dert değil, alışığım buna. Yalnızca bu kadar acımamıştı daha önce, o garip geldi belki. Belki de ben anlamsızca büyütüyorum. Yaşlılıktandır!

Zaman en iyi ilaçtır derler ya...

Bunu diyenlerin unuttuğu bir şey var... ilaçların yan etkileri vardır!

Daha çok acı veriyor bana.