tr en

Anasayfa

Selamlar!

Saymayı bilmeyen bir sayısal işçi, fotoğraf hastası, bilim-kurgu sorunlusu, hayalperest bir 'durağan gezgin'...

Yada kısaca: Erman Aktan! Dahası?

Covid-19 ve zorunlu aşılama

Covid-19, SARS türevi bir akut solunum yolu enfeksiyonu ve kronik hastalık geçmişi bulunanlarda ölümcül reaksiyonlar gelişmesine sebep olan bir virüstür. Her hastada farklı reaksiyonlara sebep olduğu için 'kesin tedavi' olarak baz alınabilecek bir yöntem de bulunmamaktadır. Ayrıca tedavi çabaları her hastada aynı sonucu -yada herhangi bir sonuç- vermemekte. Neredeyse hepimiz artık Covid-19 konusunda bilgi sahibi sayılırız. O yüzden sizi zaten bildiğiniz şeylerle meşgul etmeyeceğim.

Günümüzde Covid-19 aşısının bulunması sonrasında, toplumsal bağışıklığın elde edilmesinin en mantıklı ve uygun yolunun aşılama olduğu konusunda uzmanların büyük çoğunluğu hem fikir durumda 1,2,3.

Fakat uzunca yıllardır Avrupa ve Amerika'da sayıları azımsanamayacak ölçüde çok olan aşı karşıtları konusu, Covid-19 aşısı ile global çapta bir konu haline gelmiş bulunuyor. Önceleri, yeni doğanlara yapılan önleyici aşılara karşı olan ebeveynlerden ibaret olan aşı-karşıtları, covid-19 aşısının da yeni doğan aşıları gibi zorunlu hale getirilmesi gündeme geldiğinden beri yetişkinlerin de arasına katıldığı bir çoğunluk haline gelmiş bulunuyor. Peki bu davranışlarının hukuksal bir dayanağı var mı? Toplumsal boyutta problem yaratabilecek kişisel bir tercihin, kişisel özgürlük kapsamında tolere edilmesi mümkün müdür?

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, 25. maddede her bireyin sağlık hizmetlerine erişim hakkının bulunduğunu belirtir. Fakat bildirge, herhangi bir şekilde yasa, kural yada zorunluluk belirten bir metin olmadığında dolayı, bu konuda yalnızca özgürlüklerin kapsamını belirtmektedir. Çoğu ülke bu bildirgede bulunan maddeleri yasal, bağlayıcı bir dayanak olarak baz almaktadır. Şunu da unutmamak gerekir ki beyannamenin 30. maddesi, beyannamede geçen/ya da geçmeyen özgürlüklerin, başkalarının özgürlüklerini ihlal edebilecek şekilde algılanamayacağını/kullanılamayacağını belirtir 4.

Gelelim 'aşı-karşıtlığı' meselesine. Aşı olarak bilinen önleyicilerin icadı, 1800'lü yıllarda gerçekleşmiştir. Edward Jenner'ın çocuklarda çiçek hastalığına karşı önerdiği sığır çiçeği tedavisi bu tedavinin öncülerinden sayılır. Zamanla aşılama tipi önlemlerin gerçekten etkili olduğu anlaşılmaya başlayınca, yönetimler bu tip uygulamaları zorunlu hale getirmiş ve bu zaten dini, kişisel yada politik olarak bu uygulamalara karşı çıkan toplulukların sayısının artmasına sebep olmuştur. O zamanlar insanların sosyal çevresinin yalnızca yerel halktan ibaret olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, Avrupa'nın çeşitli yerlerinde bu olayların bazen yoğun protestolara, bazen de yalnızca küçük bir kesim tarafından eleştirilen ve yasal makamlara taşınan vekalara dönüştüğünü görüyoruz 5. Fakat yıllar sonra insanların sosyal çevresi yalnızca yerel halk olmaktan çıkıp, global bir iletişim ağı ile birbirine bağlı topluluklar haline geldiğinde, aşı-karşıtlarının artık benzer görüşe sahip milyonlardan oluştuğunu farketmiş bulunuyoruz. Sosyal medyanın gücünü de düşündüğümüzde bu milyonların ortak görüşe sahip kişileri bulmakta pek de zorlanmadığını kolayca anlayabilirsiniz.

Uzmanlar, aşı uyglumalarının 20. yüzyılda toplum sağlığı adına gerçekleşen en büyük 10 buluştan biri olduğunu belirtiyorlar 5. Fakat aşı-karşıtlarının, kişisel hak ve özgürlükleri kapsamında aşılara karşı gösterdikleri tutum, uzmanların bu görüşlerine tamamen aykırı kalıyor. Tabii ki yalnızca kişisel hak ve özgürlükleri baz alarak düşünürsek, kişinin ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin tedavi yada muayene olma konusunda 'tedaviyi red' şartı her zaman mevcuttur. Ülkemizde bu konu Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından belirlenmiş Hasta Hakları Yönetmeliği 25. madde kapsamındadır 6. Fakat burada çok hassas noktalar var. Madde: "Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere;" diye başlıyor. Bu yasayı mevcut durumda Covid-19 mücadelesine uyarladığımızda, aşının zorunlu olarak uygulanması maddenin kendisine zıtlık oluşturuyor. Fakat cümlenin başlangıcında yer alan kanunen zorunlu haller ibaresi, çıkarılacak geçici kanunlar ile geçersiz kılınabilir. Bu durumda da çıkarılacak geçici kanun, insan hakları beyannamesinde belirtilen 30. maddeye zıtlık oluşturur. Bu yalnızca ülkemizde olan bir durum da değil. Dünyanın çoğu demokratik ülkesinde yasalar, bu tip toplumsal durumlarda kendisi ve uluslararası kural kitapları ile çelişmektedir. Avrupa'da çok sık rastlanan kişisel hak ve özgürlüklerin ihlali davaları bu çelişkilerden kaynaklanan boşluklarda sıkışıp kalmış ikilemlerin birer sonucudur.

Aşıların zorunlu kılınması ve aşı-karşıtlarının cezalandırılması yada yaptırımlara maruz kalması konusu elbette kişisel hak ve hürriyetlere aykırıdır. Unutulmamalıdır ki toplumsal etkileri olabilecek olaylarda (salgın, afet, savaş, vs..), kişinin hak ve hürriyetlerinden çok, toplumun ortak çıkarlarının göz önünde bulundurulması esastır. Bu durumda aşı-karşıtlarının cezalandırılması değil, topluma tehdit oluşturmayacakları şekilde yaşamlarını sürdürmelerine izin verilmesi gerekir. Bu, bir kesim tarafından ayrımcılık, ırkçılık ya da kutuplaştırma olarak betimleneceği için toplumun bilgilendirilmesi ve mantıksal dayanaklar ile sebep/sonuç ilişkisini anlamaları sağlanmalıdır. Bilimsel olarak kanıtlanmış, daha iyi bir alternatif bulunmadığından ötürü uygulamada olan çözümler konusunda toplumlar eğitilmelidir. Bu gibi durumlarda kişinin ikna edilmesi değil, tercihlerinin sonuçları tarafsız bir şekilde anlatılarak kendi hür iradesi doğrultusunda tercih yapması sağlanmalıdır (Burada önemli olan halen reddetme hakkının bulunması, fakat başına gelebilecekler konusunda da bilgi sahibi olmasıdır).

Sonuç her zaman eğitime çıkmaktadır. Bilgiye erişimin çok kolay, fakat bir o kadar da tehlikeli olduğu günümüzde. Toplumların 'doğru' bilgiye erişmelerini sağlamak yalnızca yönetimlerin görevi değil, her bireyin toplum adına kişisel olarak sorumluluğudur. Kolay olanın her zaman doğru olmadığını, her doğrunun da mutlak olmadığını unutmayın. Bu yazıyı okuyup: "Bakın adam ne kadar doğru yazmış" demeniz yapacağınız en büyük yanlıştır. Bu yazı, konusunda uzman olmayan, 2 doz Covid-19 aşısı olmuş birinin, kişisel görüşleri doğrultusunda şekillenmiş ve bazı referanslar alınarak desteklenmiş bir bakış açısıdır.

Referanslar:

1 = http://cms.galenos.com.tr/Uploads/Article_40309/nkmj-8-102-En.pdf
ET: 01.08.2021, Türkçe

2 = https://www.aa.com.tr/tr/koronavirus/salginla-mucadelede-toplumsal-bagisikligi-saglamanin-yolu-kovid-19-asisi/2081046
ET: 01.08.2021, Türkçe

3 = https://www.amerikaninsesi.com/a/pandemide-en-ucuz-cozum-yolu-asi-/5865533.html
ET: 01.08.2021, Türkçe

4 = https://www.un.org/en/about-us/universal-declaration-of-human-rights
ET: 01.08.2021, İngilizce

5 = https://www.historyofvaccines.org/content/articles/history-anti-vaccination-movements
ET: 01.08.2021, İngilizce

6 = https://www.tbmm.gov.tr/komisyon/insanhaklari/belge/um_hastahaklari.pdf
ET: 01.08.2021, Türkçe