Blog

Biz Türk'ler

İnsana bulunduğu yerden ne kadar farklı görünüyor herşey. Başkaları hakkında düşündüklerimiz gerçekmiş gibi davranmaktan haz alıyoruz adeta. Halbuki karşımızdaki bize kendini nasıl tanıtmışsa o şekilde önyargılar ediniyoruz. O anki ruh hali belki onun normalde bulunduğu ahvalini yansıtmıyor, başka bir olaydan sinirlenmiş, üzülmüş yada etkilenmiş olabiliyor. Fakat biz milletçe -genelde- ilk intiba yasasına göre yaşadığımız için normalde gayet sakin ve dingin olan bir kişiyi ilk tanışmamızda asabi gördüğümüzde o kişiyi o şekilde etiketleyiveriyoruz.

Kim olursan ol karşındaki seni nasıl görmek istiyorsa öylesin derler ya. Biz bunu da yanlış anlıyoruz. Cümleyi bütünüyle ele alıp, detaylı olarak tahlil etmeden "Ben seni böyle görüyorum, o zaman böylesin" diyerek uzaklaşmak kolay geliyor bizim milletimize. Karşısındaki kişiyi tanımak ihtiyacı duymuyor halkımız. Artık eğitimsizlikten midir, yoksa bilinçsizlikten midir, yada üşengeçlikten midir nedir? Bizim milletimiz, birisi işine gelen birşey söylediğinde peşine takılıveriyor. Sorgusuz sualsiz takip ediyor o kişiyi.

Politik olarak konuşmuyorum. Genel olarak durum bu. Dikkat ederseniz, medyada çıkan dolandırılma haberlerinin çoğu insanımızın güven olgusunun sömürülmesi ile ortaya çıkan hadiseler. Önce birisinin güveni kazanılır. Yeterli zaman geçip boş bir anı yakalandığında dolandırılır. Halkımız geçmişten gelen o anaç ve candan benliği yüzünden modern dünyanın pis hayatına yenik düşüyor. Piyasada apaçık şekilde yalan söylediği belli olan adamların bile peşinde yüzlerce insan var. Her ne kadar buraya politik yada siyasi konularda yazılar yazamasam da, kesinlikle şunu yazabilirim; Ülkemizin şu an içerisinde bulunduğu durum da bunu açıkça ispatlıyor!

Kimse yanlış anlamasın, hiç kimsenin tercihini sorgulamıyorum. Benim tek anlatmak istediğim ülkemizde bazı şeylerin hala eksik veya yetersiz olduğu. Eğitim konusu zaten malum, toplumsal bilinç de yeterli değil. Kişisel olarak kendimizi geliştirme ihtiyacı duymuyoruz bile. Kurtuluş savaşı zamanında ülkede hakim olan toplumsal bilinçten eser kalmadı. Açıkça görüyoruz ki, tıpkı iş yerindeki değerli bir abimin devamlı söylediği gibi: Yıllardır topla tüfekle yıldıramadıkları Türk halkı, yozlaştırma yöntemiyle kolayca tuzağa düşüyor.

Bunun sebebi bence başkasının zaten başarmış olduğu şeyleri kullanmayı sevmemiz. Kendi kendimize üretme alışkanlığı yerine, "Zaten adamlar yapmış, tekrar niye uğraşayım?" mantığı hüküm sürüyor. Üretkenlik yok, tüketkenlik var. Tarihte yavaş yavaş silinip giden çoğu toplum bu mantık yüzünden kaybolmuştur. Tamam, belki bizim kaybolma gibi bir riskimiz yok fakat neden insanlar bizi takip edebilecek iken biz başkalarının peşinde yaşayalım? Bu gün dünyadaki önder toplumların başarılarının arkasında en azından bir Türk bilim adamı yada düşünür vardır. Tıpta, teknolojide, yada biyolojide mutlaka bir Türk bilim adamının ismi bilinir. Bildiğim kadarıyla felsefe dalında çok başarımız yok, o da çok düşünmek yerine çok çalışmak alışkanlığımızdan geliyor. Tabiatımıza hemen harekete geçme güdüsü işlemiş artık.

Fakat nedendir bilmem, her mutlu hikayenin acı bir sonu olur.

Türkiye, düşünen insanı taşıyamaz. Sebebini ben de bilmiyorum. Düşünen insana saygımız yada tahammülümüz yok bizim. Ben buraya biz olarak yazıyorum fakat sanmayın ki ben de sokakta gördüğüm bilim adamına taş atıyorum! Benden üstün olan insana yalnızca saygı duyabilirim. Tabii ki kıskanmak insanın doğasında var, kimisi bu dürtüyü bastırabilir, kimisi bastıramaz (Çoğunluk bastıramıyor). Konuyu bu şekilde ele alırsak toplum içerisinde eşitliği tartışmamız lazım, onun için de bu yazıyı uzattıkça uzatmam gerekir. Onun yerine ne yazık ki Türkiye'de eşitliğin olmadığını fakat 'oluyormuş gibi' rahat yaşadığımızı yazabilirim.

Rahat yaşamak konusunda sıkıntımız yok lakin, göreceli olan bu 'rahatlık' kavramını pek kavrayamadık hala. Her gün şikayet edip ertesi güne sıfırdan başlayan başka bir millet var mı bizim gibi? Bütün gün içimizde biriken öfke yada sinir gece olunca buharlaşıp uçuyor sanki. Deliler gibi gülüp geçiyorum ben de... Rahatız ne de olsa!